ortakligin giderilmesi davasi izale suyu
Ortaklığın Giderilmesi (İZALE-İ ŞUYU) Davası
Mart 26, 2024
sakarya avukat hakan kılıç
Sakarya Avukat Hakan Kılıç
Mayıs 23, 2024

Boşanma Davalarında Aile Konutu

Aile Konutu

Boşanma Davasında Aile Konutu ve Ev Eşyalarının Tahsisi

Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi şöyle demektedir:

“Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası olmadan, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.”

Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan rızası reddedilen eş, mahkemeye başvurarak müdahale talep edebilir.

Aile konutu olarak belirlenen taşınmazın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne gerekli şerhin konulmasını talep edebilir.

Eğer aile konutu eşlerden biri tarafından kiralanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir ve bildirimde bulunan eş diğer eşle birlikte müteselsilen sorumlu olur.

Aile konutu, eşlerin günlük yaşamlarını sürdürdükleri, hayatlarına yön verdikleri, birlikte acı ve tatlı anılar biriktirdikleri yerdir (Yargıtay 2. H.D. 2005/16473 E. 2006/799 K. 02.02.2006).

Eşlerden birinin konutla ilgili tek başına karar alması, diğer eşin zarar görmesine yol açabilir. Bu nedenle kanun koyucu, aile konutunu korumak için özel düzenlemeler yapmış ve eşlerin birlikte ikamet ettikleri konutu koruma altına almıştır. Kanun, evin mülkiyetinin eşlerden birine ait olup olmadığına veya kiralık olup olmadığına bakmaksızın, her iki durumda da aile konutunu korumuştur.

Kanun, aile konutu olarak belirlenen taşınmazın maliki olmayan eşe tapu kütüğüne “şerh” koyma hakkı tanımaktadır. Bu şerh için taraflar arasında mevcut bir boşanma davası olması gerekmemektedir. Ayrıca, şerh için diğer eşin rızası aranmaz ve malik olmayan eş bu işlemi tek başına gerçekleştirebilir.

Eşlerden birinin evi terk etmesi, konutun aile konutu olma özelliğini ortadan kaldırmaz.

Taşınmazın tapuda arsa veya başka bir şekilde görünmesi de aile konutu şerhi verilmesine engel teşkil etmez (Yargıtay 2. H.D 2005/8403 E. 2005/10552 K. 04.07.2005 T.).

Taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi varsa, bu taşınmazı devralan üçüncü kişiler artık iyi niyetli sayılmazlar.

Medeni Kanun’un 194. maddesi yanında, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun uyarınca, eşler boşanma davası sırasında aile konutuna şerh koydurmanın yanı sıra evin ve eşyaların tahsisini de talep edebilirler. Boşanma davalarının uzun sürmesi nedeniyle, dava süresince aile konutunun ortadan kalkması durumunda eşlerden birinin ciddi zarar görme olasılığına karşı bu tedbir son derece önemlidir. Dava süresince aile konutunda ikamet etmeye ihtiyaç duyan eşin talep edebileceği bu hak, Aile Mahkemesi hakimi tarafından değerlendirilecek ve şartlar mevcut ve uygun görüldüğünde, aile konutu talepte bulunan eş lehine tahsis edilecektir.

Boşanma davası süresince aile konutunun tahsisini talep eden eşin boşanma davasında kusurlu olup olmaması veya davayı açan taraf olup olmaması önemli değildir. Önemli olan, aile konutunun tahsis edilmesinde talepte bulunan tarafın bu tahsise ihtiyacının hakim tarafından yerinde görülmesidir.

Aile konutunun eşlerden birine tahsisi, boşanma kararının kesinleşmesiyle sona ermektedir.

Aile konutunun eşlerden birine tahsisi ile ilgili miras hükümleri farklı şartlar içerir ve boşanma davasındaki koruma tedbiri ile karıştırılmamalıdır.

Sakarya ilinde gayrimenkul hukuku davalarındaki başarılı çalışmalarıyla bilinen Avukat Hakan Kılıç Sakarya avukatı olarak hizmet vermektedir. Sakarya avukatı olarak diğer tüm uzmanlık alanlarımız için lütfen tıklayınız.