Kiracı Hakları
Kiracı Hakları Nelerdir?
Mart 12, 2024
ortakligin giderilmesi davasi izale suyu
Ortaklığın Giderilmesi (İZALE-İ ŞUYU) Davası
Mart 26, 2024

Muris Muvazaası Davası (Mirastan Mal Kaçırma)

mirastan mal kaçırma

Sakarya bölgesinde sıkça karşılaşılan hukuki uyuşmazlıklardan biri olan “Muris Muvazaası” veya halk arasında bilinen adıyla “Mirastan Mal Kaçırma” kavramı, mirasçıların haklarını korumak amacıyla önem arz eder. Avukat Hakan Kılıç’nün de sık sık karşılaştığı bu dava türü, mirasçıların miras haklarını korumak adına başvurduğu hukuki bir süreçtir.

Bu durum, mirasçıların mirasbırakanın gerçek iradesine uygun olmayan, ancak mirasçıları haksız yere mirastan mahrum bırakan işlemlerine karşı başvurduğu bir hukuk mücadelesidir. Özellikle mirasbırakanın, mirasçılarından birini diğerlerine göre avantajlı hale getirmek adına gerçekleştirdiği işlemler, genellikle muvazaalı işlemler olarak adlandırılır ve hukuki süreçlerle değerlendirilir.

Mirastan Mal Kaçırma Davası: Hukuki ve Pratik İncelikler

Muris muvazaası davaları, genellikle mirasbırakanın mirasçılarını haksız yere mirastan mahrum bırakmak amacıyla gerçekleştirdiği işlemlere karşı açılır. Bu işlemler, satış sözleşmeleri veya ölünceye kadar bakma sözleşmeleri gibi görünse de, aslında gerçek iradeye uygun olmayan ve mirasçıları aldatmak için yapılan işlemlerdir.

Bu tür davalarda önemli olan unsurlardan biri de işlemin görünürdeki şeklidir. Muvazaa iddiasında bulunabilmek için işlemin sadece görünürde olması yeterli değildir; aynı zamanda gerçek irade ile örtüşmemesi de gerekmektedir. Örneğin, bir satış sözleşmesi adı altında yapılan işlem, aslında mirasbırakanın gerçek iradesine uygun değilse, muvazaa söz konusu olabilir.

Muvazaa sözleşmesi, bu tür davalarda önemli bir delil unsuru olarak karşımıza çıkar. Gerçek iradelerinin görünürdeki işlemle örtüşmediği durumlarda, taraflar arasında gerçekleşen muvazaalı anlaşmalar, davanın lehine delilleri arasında yer alır.

Mirastan mal kaçırma davalarında mirasçıları aldatma amacı da oldukça önemlidir. Mirasbırakanın, mirasçılarını aldatmak ve haklarını gasp etmek amacıyla gerçekleştirdiği işlemler, muvazaa davalarının temelini oluşturur.

Gizli sözleşmeler de bu tür davaların ayrılmaz bir parçasıdır. Tarafların gerçek iradelerini yansıtmayan gizli anlaşmalar, muvazaaya ilişkin önemli delillerdir. Bu tür sözleşmeler genellikle bağışlama gibi işlemlerle ilişkilendirilir ve davanın seyrini belirler.

Saklı pay sahipleri, miras hakkı ihlal edildiği takdirde, mirastan mal kaçırma davası açma hakkına sahiptirler. Bu hak, mirasçı olup olmamalarına bakılmaksızın tüm mirasçıları kapsar. Ancak, davanın açılabilmesi için belirli şartların yerine getirilmesi gerekir ve bu konuda bir avukattan destek almak önemlidir.

Davalarda ispat yükümlülüğü de önemlidir. Muris muvazaası iddiasını ispat etmek davacıya düşer ve çeşitli delil türleri kullanılabilir. Yazılı deliller, ikrarlar, yeminler ve kesin hükümler bu deliller arasında yer alır ve davanın seyrini belirler.

Mirastan mal kaçırma davaları kompleks hukuki süreçlerdir ve doğru strateji ve delillerle desteklenmelidir. Bu nedenle, bir avukattan profesyonel destek almak, davanın kazanılma ihtimalini artırabilir ve hak kayıplarının önüne geçebilir. Avukat Hakan Kılıç gibi deneyimli bir avukat, mirastan mal kaçırma davalarında uzmanlaşmıştır ve müvekkillerine etkili bir şekilde yardımcı olabilir.

Yargıtay’ın Muris Muvazaası Olarak Tanımadığı Durumlar

Hukuki pratikte, bazı durumlar Yargıtay tarafından muris muvazaası olarak kabul edilmemektedir. Bu durumların birkaçı şunlardır:

  1. Üçüncü Kişi Tarafından Yapılan Satışlar: Eğer mirasbırakan tarafından değil de başka bir üçüncü kişi tarafından mal satın alınmışsa ve bu satış işlemi, mirasbırakan ile danışıklı bir şekilde gerçekleştirilmişse, taşınmazın parası mirasbırakan tarafından ödense bile, bu durum muris muvazaası olarak kabul edilmez.
  2. Para Bağışı ile Taşınmaz Satın Alınması: Mirasbırakanın bir kişiye para bağışladığı ve bu para ile taşınmazın satın alınması durumunda, muvazaa iddiası kabul edilmez.
  3. Borç Senedi Düzenlenmesi: Mirasbırakanın borç senedi düzenlemesi durumunda, muvazaa davası açılamaz, ancak koşullar uygunsa tenkis davası açılabilir.
  4. Karşılığın Mal veya Hizmet Olması: Satışa konu olan malın karşılığı sadece para olmak zorunda değildir; mal veya hizmet de olabilir. Dolayısıyla, tapuya devredilen taşınmaz, mirasbırakanın bakım ve ihtiyaçlarını karşıladığı sürece, mirasçılardan mal kaçırma amacı taşımaz.
  5. Resmi Bağış Yoluyla Devredilen Taşınmazlar: Eğer devredilen taşınmaz, resmi bağış yoluyla devredilmişse ve bu bağışın koşulları yerine getirilmişse, muvazaa davası açılamaz. Ancak koşullar uygunsa, mirasçılar arasında tenkis davası açılabilir.
  6. İpotek veya Kira Sözleşmeleri: Mirasbırakanın taşınmaz üzerinde ipotek veya kira sözleşmesi yapması ve bunların tapuya şerh verilmesi durumunda, bu şerhler lehine olan kişilere karşı muvazaa davası açılamaz.
  7. Kadastro Tespiti Sırasında Bağış: Eğer mirasbırakan, kadastro tespiti sırasında taşınmazı bir kişi üzerine bağışlamak istemişse, bu durumda da muvazaa davası açılamaz. Ancak tapu iptali ve tescil davası açılabilir.
  8. Şufa Davası Reddedilmişse: Mirasbırakanın, mirasçılarından birine ait payı başkasına devretmesi üzerine açılan şufa davasının reddedilmiş olması durumunda, miras bırakanın ölümünden sonra aynı pay için muvazaa davası açılamaz.

Muris Muvazaası Davasında İzlenecek Yollar

Muvazaaya dayanan resmi şekilde yapılan satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin geçersizliği için dava açarak haklarını koruyabilirler.

Muris muvazaasının varlığını kanıtlamak için belirli şartların mevcut olması gerekir. İlk olarak, işlemin sadece görünürde olması gerekir. Bu, mirasbırakanın gerçek iradesiyle örtüşmeyen işlemleri ifade eder. Örneğin, bir satım sözleşmesi adı altında gerçekleşen bir işlem aslında bir bağış olabilir.

İkinci olarak, bir muvazaa sözleşmesinin varlığı olmalıdır. Bu, tarafların gerçek iradelerinin, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla görünürdeki işleme uygun olmadığını gösterir. Bu sözleşmenin yazılı olması gerekmez.

Üçüncü olarak, mirasçılardan mal kaçırma amacının açıkça ortaya konması gerekir. Ancak, mirasbırakanın muvazaa işlemi sırasında hiç mirasçısı yoksa veya mirasçılarının bu işlemden haberi yoksa, aldatmacadan veya muvazaadan bahsedilemez.

Son olarak, gizli bir işlem de olmalıdır. Tarafların gerçek iradeleri, görünürdeki işlemden farklı olduğunda ortaya çıkar. Bu genellikle bir bağışlama şeklinde olur. Taraflar, devir sırasında bir bedel göstererek gerçekte hiçbir bedel ödemeden veya gerçek bedelin altında bir bedel ödeyerek muvazaa işlemini gerçekleştirebilirler.

Muris Muvazaası Davasının Süresi ve Yetkili Mahkeme

Muvazaa sözleşmelerinin kanıtlanması genellikle zor ve zahmetli bir süreçtir. Yargıtay içtihatları, bu konuda bazı ölçütler belirlemiştir. Örneğin, mirasbırakanın, işlemi yapmak için haklı bir nedeni olup olmadığı incelenir ve satış bedeli ile gerçek değer arasındaki fark göz önünde bulundurulur.

Muris muvazaası davası, mirasbırakanın ölümünden sonra herhangi bir zamanda açılabilir. Muvazaa işlemi, ne kadar zaman geçerse geçsin geçerli hale gelmez, bu yüzden dava her zaman açılabilir. Bu tür davalar, zamanaşımı veya hak düşürücü sürelere tabi değildir.

Muris muvazaası davalarında yetkili mahkeme, Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Bu tür davaların taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilmesi mümkündür.

Sakarya ilinde miras hukuku davalarındaki başarılı çalışmalarıyla bilinen Avukat Hakan Kılıç Sakarya avukatı olarak hizmet vermektedir. Sakarya avukatı olarak diğer tüm uzmanlık alanlarımız için lütfen tıklayınız.