Taşınmazların Yağma Suçuna Konu Olma Şartları

Makaleler ve Yargıtay Kararları

T.C YARGITAY 
6.Ceza Dairesi 
Esas: 2017/2335 
Karar: 2017/3101 
Karar Tarihi: 21.09.2017

Sanıklar ... ve ... hakkında, yakınan ...’e yönelik dolandırıcılık suçundan; yakınan ...’na yönelik dolandırıcılık ve yağma suçlarından; sanık ... hakkında, yakınan ...’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetlerine ilişkin ... 2. Ağır Ceza Mahkemesince (Kapatılan ... 10. Ağır Ceza Mahkemesi) verilen 21/11/2013 gün ve 2008/374 Esas, 2013/457 Karar sayılı hükmün, sanıkların savunmanlarının ve Cumhuriyet Savcısının temyizleri üzerine Dairemizin 15/04/2015 gün ve 2014/11079 Esas, 2015/39622 Karar sayılı onama yolundaki kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/06/2017 gün ve KD-2017/34527 sayılı yazısı ile;

"Katılan ...'e yönelik dolandırıcılık suçuna ilişkin eylemde; kardeş olup birlikte birden fazla iş alanında ticarete iştigal eden sanıklardan ...'nun ev komşusu olup birbirlerini tanıyan sanık ile mağdurun sanıkların açacakları kuyumculuk işyerine ilk etapta satış yapmak amacıyla altın teminine niyetlendikleri ve kendi adına kuyumculuk üzerine işyeri bulunan katılan ...'ten altın bulmasını istedikleri, katılanın da 70.000 TL değerinde toptancılarından temin ettiği altın, pırlanta ve saati sanıkların işyerine getirerek fiş koçanı karşılığında teslim ettiği, sanıkların altının paralarını, bankadan kredi çekmek için başvurduklarını ancak kredinin henüz sonuçlanmadığı için teslim anında ödeyemeyeceklerini söyleyip katılanı ve yanındaki tanığı işyerinden para vermeden gönderdikleri, ertesi gün ve daha sonra katılanın altınların parasını istemeye başladığında da parayı veremeyeceklerini söyleyip katılanı oyalamaya başladıkları bilahare de parayı ödemedikleri anlaşılmaktadır. Sanıkların gerçekten olay tarihinde ve sonrasında faaliyet gösteren Köroğlu Kuyumculuk adı altında bir kuyumcu dükkanı bulunduğu dosya kapsamından görülmekte, katılana karşı sözlü olarak peşin paraları olduğunu söyleyip altını aldıktan sonra bedelini ödememekten başkaca aldatıcılık yeteneği olan hile kullandıklarına dair dosya kapsamında delil ve iddia bulunmamaktadır. Bu haliyle eylem basit yalan kullanılarak altınların alınması ve sonra vaat edilen paranın ödenmemesinden kaynaklanan hukuki ihtilaf mahiyetinde olup dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmamıştır. Keza, yerel mahkemede iddia makamının esas hakkında mütalaası ve Başsavcılığımız tebliğnamesi de bu yöndedir. Ayrıca, gerekçeli kararda sanık ..., bu eylemden 5237 sayılı Yasanın 220/5. maddesi uyarınca sorumlu olduğu yazıldığı halde kısa kararda doğrudan sorumlu tutularak mahkumiyet hükmü tesis edilmesi, gerekçeli kararla kısa karar arasında bozmayı gerektiren bir çelişki yaratmaktadır.

Katılan ...'na yönelik dolandırıcılık suçuna ilişkin eylemde; Konak ilçe merkezinde bulunan ... isimli alışveriş merkezinin sahiplerinden olan katılanın adına kayıtlı dükkanlardan iki tanesine müşteri olan sanıkların katılanla 10.000 TL peşin kalanı 3 adet çek olmak üzere anlaştıkları ve çekleri katılanın muhasebecisine teslim ettikten sonra katılana bankaya kredi için başvurduklarını kredinin çıkmak üzere olduğunu bu sebeple çeklerini geri almak istediklerini söyleyip katılanın talimatıyla muhasebecisi...'dan çeklerini geri alıp bedellerini ödememek eyleminde, iş adamı olan ve muhasebe işlerini takip eden profesyonel çalışanı da bulunan katılana karşı kullandıkları hile boyutuna ulaşan bir eylemleri olmayıp para hükmüne haiz kıymetli evrakın bedeli veya bedeli yerine geçen bir karşılık alınmadan geri verilmesi fiilinin dolandırıcılık suçunun oluşmasına yeterli olmayıp eylemin hukuki ihtilaf mahiyetinde kaldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Nitekim, yerel mahkemede iddia makamının esas hakkında mütalaası ve Başsavcılığımız tebliğnamesi de bu yöndedir.

Katılan ...'na yönelik yağma suçuna ilişkin eylemde; katılana yönelik olarak ...iş merkezinde bulunan P12-14 numaralı dükkanların sanıklar tarafından satın alınmak istenip önceki anlaşmazlık sebebiyle katılanlar tarafından bu talep kabul edilmediğinde, fiilen dükkanları işgal ederek ara bölme duvarlarını kırıp tehditle kendi işyerlerine katmak suretiyle yağma suçunu işledikleri ve eylemin tamamlanmış yağma suçunu oluşturduğu kabul edilmiş ise de, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile müştekilerin aşamalardaki beyanlarından, sanıkların tehditle suça konu dükkanlara el koymak istedikleri hatta ara bölme duvarlarını izinsiz yıkarak tadilata başladıkları görülmüş ise de, suça konu dükkanların tapuda kayıtlı olup tapu kayıtlarının sanıklara veya gösterdikleri başka kişilere zorla devredilmemiş olduğu, tapu kayıtlarının suç tarihinde katılan maliklerin üzerinde kalmaya devam ettiği, taşınmazların yağmaya konu olabilmesi için yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Yasanın 148/2 fıkrasında belirtildiği şekilde, taşınmazın tapu kaydının yani mülkiyet belgesinin devri ya da mülkiyet belgesinin devrine yarayan vekaletname, feragat gibi başka bir belgenin sanıklar tarafından alınması gerekmektedir. Taşınmaza fiilen el atılması yağma suçunun tamamlandığının kabulüne yeterli değildir. Dolayısıyla bu taşınmazlara el koymaya ve mülkiyetlerini cebir ve tehditle almaya yönelik eylem teşebbüs aşamasında kalmış tamamlanmamıştır.

Sanıkların müşteki ....'e yönelik hürriyeti tahdit suçuna ilişkin eylemde; müştekinin sanıkların işyerinin bulunduğu yerde ... kuru temizleme adı altındaki işyerinde yetkili personel olarak çalışmakta olduğu, olay gününden öncesinde, sanıklardan ...'na ait iki adet süet ceketin bu sanığın yanında çalışan ... tarafından temizlenmek üzere müştekinin işyerine getirildiği, aynı sanık tarafından temizleme bedeli ödenerek teslim alınıp sanık ...'e götürüldüğünde ceketlerden birinin renginin solmuş olması sebebiyle sanığın kızdığı ve... isimli sanığı göndererek tehditle iş yerine getirttiği müştekiyi yaklaşık bir saat süreyle rızası dışında kendi işyerinde tuttuğu, müştekinin 07.../2008 tarihli şikayet beyanında sanıklardan...isminin olayın öncesinde, olay sırasında veya sonrasında geçmediği görülmektedir. Bu olayın sanıkları sanık ... ve ...'dır. Ayrıca bu eylem, kişisel bir sebepten kaynaklandığı, kurulan suç örgütünün faaliyetleri kapsamında değerlendirilemeyeceği için sanık ... 5237 sayılı Yasanın 220/5. maddesi uyarınca da sorumlu tutulamaz.

Bu sebeplerle, ayrıntılı olarak açıklanan gerekçelerle, sanıklar hakkında katılan ...'e yönelik dolandırıcılık, katılan ...'e yönelik dolandırıcılık ve yağma suçları ile ayrıca sanık ... hakkında katılan ....'e yönelik hürriyeti tahdit suçuna ilişkin onama kararlarına itiraz zorunluluğu doğmuştur." gerekçesi ile itiraz kanun yoluna başvurulması üzerine, dosya Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:

TÜRK MİLLETİ ADINA

5271 sayılı CMK'nın 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede; 

1- Sanıklar ... ve ... hakkında, yakınan ...’na yönelik yağma ve dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlerin, Dairemizin 15.04.2015 gün ve 2014/11079 Esas, 2015/39622 sayılı ilamı ile Onanmasına ilişkin kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, CMK'nın 308/2-3. maddeleri gereğince İTİRAZIN REDDİNE,

2-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, sanıklar ... ve ... hakkında yakınan ...’e yönelik dolandırıcılık suçundan; sanık ... hakkında yakınan ....’na yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlere ilişkin İTİRAZLARININ KABULÜNE,

Dairemizin 15/04/2015 gün ve 2014/11079 Esas, 2015/39622 Karar sayılı, sanıklar ... ve ... hakkında, yakınan ...’e yönelik dolandırıcılık suçundan; sanık ... hakkında yakınan...na yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan onama ilamının kaldırılmasına karar verilerek yerel mahkeme hükmünün yeniden incelenmesinde; 

Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-) Yakınan ...'in kuyumculuk yaptığını bilen sanık ...'nun, 2007 yılı Nisan ayında kuyumcu dükkanı açacağını söyleyerek yakınandan yardımcı olmasını istediği, yakınanın peşin para karşılığında yardımcı olabileceğini beyan etmesi üzerine sanık ...'in "Sen altınları getir, vitrine koyalım, ondan sonra paranı vereyim." dediği, komşusu olması nedeniyle sanığa güvenen yakınanın, 70.000 TL değerindeki altın ve kıymetli eşyaları, sanığın yanında çalışan ... isimli şahsa teslim ettiği, ertesi gün paranın teslim edileceği ifade edilen yakınanın, işyerinden ayrılıp, ertesi gün sanığın iş yerine giderek parasını istediği, bunun üzerine sanığın ‘banka kredisi kullanacağını, daha sonra gelmesi’ gerektiğini ifade edip, bu şekilde sanığın, yakınanı oyalayıp borcunu ödemediği olayda; sanığın eyleminin alacak borç ilişkisine dayalı hukuki ihtilaf niteliğinde kaldığı düşünülmeden karar verilmesi,

2-) Hükümlü ... ve ...’ın, yakınan....’e karşı münferiden iştirak halinde işledikleri kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun, örgütlü suç kapsamında bulunmadığı düşünülmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle, sanık ...’nun TCK'nın 220/5. maddesi bağlamında bu fiilden sorumlu tutularak mahkumiyet karar verilmesi, 

Bozmayı gerektirmiş, hükümlüler ... ve ... savunmanlarının, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle kısmen isteme uygun olarak BOZULMASINA, hükmün diğer kısımlarının aynen korunmasına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddedilen kısmı için Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine, 21.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.