Velayetin Değiştirilmesi Davasında Çocuk İçin Kayyım Atanmalıdır

Emsal Yargı Kararları
T.C. YARGITAY 
Hukuk Genel Kurulu 
Esas: 2017/2-2949 
Karar: 2018/1133 
Karar Tarihi: 23.05.2018
 
Taraflar arasındaki "velayetin değiştirilmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 20. Aile Mahkemesince davanın reddine dair verilen 05.11.2015 gün ve 2014/650 E., 2015/853 K. sayılı karar davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 26.05.2016 gün ve 2016/5992 E., 2016/10362 K. sayılı kararı ile:
 
"...2005 doğumlu küçük ... ile 2007 doğumlu Timur Ahmet'in anne ve babası 20.09.2013 tarihinde kesinleşen ilam ile boşanmışlar ve küçüklerin velayeti babaya verilmiştir. Davacı anne küçüklerin babanın yanında cinsel taciz ve şiddete maruz kaldıklarını iddia ederek velayetlerin kendisine verilmesini talep etmiştir.
 
Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 4 ve 9. maddeleri ve Türk Medeni Kanununun 426/2. maddesi gereğince küçükleri davada temsil etmek üzere kayyım atanması için vesayet makamına ihbarda bulunulması, açılan davanın sonucunun beklenilmesi, çocukları temsilen kayyımın davaya katılımının sağlanarak, gösterdiği takdirde delillerinin toplanıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
 
HUKUK GENEL KURULU KARARI 
 
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
 
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan fiziksel şiddet, tehdit, hakaret gibi olumsuz davranışları nedeni ile boşandığını, müşterek çocukların kendisinde kalacağı sözüne güvenerek velayetin babaya verilmesini kabul ettiğini, tarafların boşanmalarından sonra davalının müvekkiline karşı davranışlarının değişmediğini, anneden habersiz şekilde çocukları alarak İstanbul'a yerleştiğini, dokuz ay boyunca müvekkilinin çocukları göremediğini, daha sonra da icra kanalı ile gördüğünü, çocukların çok mutsuz olduğunu, müşterek çocuk ...'nın babasının arkadaşı tarafından cinsel istismara maruz kaldığını, bu nedenle suç duyurusunda bulunduklarını ileri sürerek velayetinin değiştirilmesini talep ve dava etmiştir.
 
Davalı vekili, davacının olayı dramatize etmek ve velayeti almak için hiçbir maddi ve hukuki mesnedi olmayan darp ve tehdit iddialarını ortaya attığını, müvekkilinin çocukların anneleriyle görüşmesine engel olmadığını, cinsel taciz iddiasının çirkin bir iftiradan ibaret olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
 
Mahkemece, çocukların babada olan velayetlerinin kaldırılmasını ya da değiştirilmesini ve anneyle çocuklar arasında kurulan kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesini gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
 
Davacı anne vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık kısmında açıklanan gerekçe ile bozulmuştur.
 
Mahkemece, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.5.2007 gün ve 2007/2-251 E., 2007/277 K. sayılı kararında bu hususun ön sorun olarak tartışıldığı ve velayetin değiştirilmesi davasının taraflarının çocuklar olmadığı, davaya taraf olmayan çocuklar ile anne ve baba arasında menfaat çatışmasının bulunmadığı, dolayısıyla temsil kayyımı atanmasının gerekmediği sonucuna varıldığı, bu kararın mahkemece de benimsendiği ayrıca velayetin değiştirilmesi davalarının niteliği gereği kısa sürede sonuçlandırılması gerektiği, aksi durumun çocuğun menfaatine aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
 
Direnme kararı, davacı (anne) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
 
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, velayetin değiştirilmesi davalarında davaya konu çocuğu (çocukları) temsil etmek üzere TMK'nın 426/2. maddesi uyarınca temsil kayyımının atanmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
 
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
 
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
 
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3'üncü maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429'uncu maddesi gereğince bozulmasına, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı Kanun'un 440'ıncı maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.05.2018 gününde oyçokluğu ile karar verildi.