T.C. Yargıtay
16. Hukuk Dairesi
Esas: 2016/8519
Karar: 2017/566
Karar Tarihi: 06.02.2017
Kadastro sonucu … Köyü çalışma alanında bulunan 215 parsel sayılı 31980 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kamu orta malı niteliğinde mera vasfıyla … Köyü Tüzel Kişiliği adına 04.08.1952 tarihinde tespit ve tescil edilmiş, 16.02.1995 tarihli imar uygulaması sonucu parsellere ayrılarak dava konusu kısım 1997 ada 1 parsel numarası ile 741 metrekare yüzölçümlü olarak mera vasfı ile … Köyü Tüzel Kişiliği adına yapılan tescil 13.02.2006 yılında arsa vasfı ile Hazine adına devredilmiştir. Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmazın ilk tespiti 452 parsel olarak mera niteliği ile yapılmış, tespit 04.08.1952 tarihinde kesinleşmiş, 1996 yılında kesinleşen imar uygulaması neticesinde dava ve temyize konu 1997 ada 1 parsel sayılı taşınmaz oluşmuş, 2006 yılında yapılan devir neticesinde taşınmaz arsa vasfı ile Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı …, dava ve temyiz dilekçelerinde taşınmaza 1958 yılından beri zilyet olduğunu belirtmiş olup, bu hali ile dava kadastro sonrası zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. Bu tür davalarda 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz. Hal böyle olunca; mahkemece işin esasına girilerek tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.02.2017 gününde karar verildi.