Sakarya Avukat & Sakarya Barosu Avukatları
Kadının Temizlik, Yemek ve Bakım Gibi İşleri Yapmaması Boşanma Sebebidir
Ekim 16, 2023
Sakarya Avukat & Sakarya Barosu Avukatları
Kadına Özgü Olmayan Ziynet Eşyaların Mahiyeti
Ekim 16, 2023

Yargı Kararları

Emsal Yargı Kararları

Kabul Beyanı Halinde Davanın Usulden Reddine Karar Verilemez

T.C. YARGITAY 

1. Hukuk Dairesi 

Esas: 2022/4534 

Karar: 2022/6920 

Karar Tarihi: 20.10.2022

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tapu iptali-tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın hak düşürücü süreden reddi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karar süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı taraf, 35 parsel sayılı taşınmaz hakkında kadastro öncesi nedene dayanarak tapu iptali-tescil isteğinde bulunmuştur.

II. CEVAP

Davalı taraf, ön inceleme duruşmasından önce ibraz ettiği 23.12.2021 tarihli dilekçe ile davayı kabul ettiğini bildirmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 10/01/2022 tarihli ve 2021/755 Esas, 2021/1 Karar sayılı kararıyla, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, hak düşürücü sürenin dava şartı olup davalının davayı kabul beyanından önce uygulanması gerektiği belirtilip davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

1. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı taraf istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. İstinaf Nedenleri

Davanın süresinde açıldığı, ayrıca davalının davayı kabul beyanının gözetilmesi gerektiği belirtilerek verilen kararın kaldırılması talep edilmiştir.

3. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 11/04/2022 tarihli ve 2022/460 Esas, 2022/712 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi benimsenerek davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

1. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafça temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Temyiz Nedenleri

Dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar tekrarlanmıştır.

3. Gerekçe

3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkin olup; davalının kabul beyanının hak düşürücü süreye üstün tutulması gerektiği uyuşmazlık konusu yapılmıştır.

3.2. İlgili Hukuk

Bilindiği üzere, 3402 sayılı Kadastro Kanunu′nun 12/3 üncü maddesinde; kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı belirtilmiştir.

Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 308 inci maddesi, “Davayı kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.”; 309/2 nci maddesi, “Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir.”; 311. maddesi, “Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.” hükümlerini içermektedir.

3.3. Değerlendirme

Somut olayda, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, ancak davalının da ön inceleme duruşmasından önce Mahkemeye ibraz ettiği dilekçe ile davayı kabul ettiğini bildirdiği; davanın, niteliği itibariyle kamu düzeni ile ilgili bulunmadığı ve davada taraf olmayan kişilerin haklarını etkilemeye yönelik bir istek de içermediği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, hak düşürücü süre dava şartı olsa da, yukarıda değinilen olgular 3.2. bentte açıklanan düzenlemeler ile birlikte değerlendirildiğinde öncelikle, kesin hükmün sonuçlarını doğuran davalının kabul beyanına değer verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.

Hal böyle olunca, davanın kabul beyanı çerçevesinde bir karar verilmesi yerine davanın hak düşürücü süre yönünden reddedilmesi doğru değildir.

VI. Sonuç: Açıklanan nedenle; davacı tarafın yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun’un 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20/10/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 

T.C. YARGITAY

1. Hukuk Dairesi 

Esas: 2015/15852 

Karar: 2018/12928 

Karar Tarihi: 27.09.2018

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece  davanın usülden reddine ilişkin olarak verilen karar taraf vekillerince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Karar: Dava, aşırı yararlanma (……) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Davacı, dava dışı kızının maddi sıkıntıları nedeniyle gerekli araştırmayı yapmadan gerçek değerinden çok düşük bir bedelle paydaşı olduğu 1651 parsel sayılı taşınmazdaki 1/5 payı dava dışı Nevzat’a, onun da davalı arkadaşı ……’a satış suretiyle devrettiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davayı kabul ettiğini belirtmiştir.

Mahkemece, 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın usulden  reddine karar verilmiştir. 

Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının, çekişme konusu 1651 parsel sayılı taşınmazdaki 1/5 payını 24.12.2014 tarihinde dava dışı ……’ye, ……’nin de 05.09.2013 tarihinde davalı …’a satış suretiyle devrettiği, davalı vekilinin vekaletnamedeki yetkisine dayanarak 01.07.2015 tarihli dilekçe ile davayı kabul ettiklerini belirttiği, mahkemece hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere kabul, davaya son veren taraf işlemlerinden olup, 6100 sayılı HMK.nun 308/2. maddesinde, “Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.”; 309/2. maddesinde, “…… ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir.” ve 311. maddesinde; “…… ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

Dava hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olsa bile, davalının davayı kabul etmesi halinde mahkemece hak düşürücü süre kendiliğinden gözetilerek davanın bu nedenle reddine karar verilemez.

Ayrıca eldeki dava, niteliği itibariyle kamu düzeni ile ilgili bulunmadığına ve davada taraf olmayan kişilerin haklarını etkilemeye yönelik bir istek de içermediğine göre, yukarıdaki düzenlemeler gözetilmek suretiyle davalının kabul beyanına değer verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.

Hal böyle olunca, davanın kabul edilmesi yerine reddedilmesi doğru değildir. 

Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.09.2018  tarihinde oybirliğiyle karar verildi.